Bono- Açıklama olmayan banka dekontu – Menfi Tespit davası

İİK’nun 169/a maddesi ve Açıklama olmayan banka dekontlarının ispat gücü
6 Mart 2019
Hepsini göster

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
 

Esas : 2014/19-947
Karar : 2015/1725
Tarih : 19.06.2015
  • KAMBİYO SENEDİNE DAYALI TAKİPTEN DOLAYI BORÇLU OLUNMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİ
  • MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT DAVASI
(2004 s. İİK m. 72)
ÖZET

Dava, kambiyo senedine dayalı takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; davacının menfi tespit ve istirdat talebine konu miktarın belirlenmesi ile varılacak sonuca göre somut uyuşmazlıkta ispat yükünün yöntemince belirlenip belirlenmediği ve davacı iddiasının kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktalarında toplanmaktadır. Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 15.12.2008 vade tarihli senede istinaden 3.000 TL asıl alacak ve 1.227 TL ticari faizi olmak üzere toplam 4.227 TL’nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sonunda mahkemece davacının takip konusu 3.000 TL bedelli kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin hüküm, Özel Daire tarafından da isabetli bulunmakla; davacının takip konusu senetten dolayı borçlu bulunmadığı hususunda uyuşmazlık kalmamıştır. Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında İİK’nun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarının konusunu ancak ve sadece takibe konu miktarın teşkil etmesi nedeniyle; mahkemenin, davacı borclu hakkında yapılan icra takibinin konusu olmayan 2.500 TL’nin ödenip ödenmediği hususunun iş bu menfi tespit davasının konusu olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin hükümde direnmesi usul ve yasaya uygundur.

Taraflar arasındaki “menfi tespit ve istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.12.2012 gün ve 2012/222 E. 2012/610 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 09.05.2013 gün ve 2013/5378 E. 2013/8455 K. sayılı ilamı ile;

(…Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine 3.000 TL bedelli senede dayalı olarak takip başlattığını, müvekkilinin 21.07.2009 tarihinde davalıya 5.500 TL para gönderdiğini, bunun 3.000 TL’sinin senede istinaden kalan 2.500 TL’sinin ise davalıya borç para olarak gönderildiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının müvekkilinden 8.500 TL borç aldığını, borcun 5.500 TL’sini banka havalesiyle ödendiğini, kalan 3.000 TL’yi ise ödemediğini, müvekkilinin alacağının senede bağlı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının davalıya yaptığı 21.07.2009 tarihli havalede senede karşılık yapıldığına dair bir açıklama bulunmadığı, ancak davacının gönderdiği havaleyi kabul eden davalının havaleyi hangi borca karşılık kabul ettiği hususunu davacıya ihbar etmediği, davalının davacıdan senede dayalı alacağı dışında alacağı bulunduğuna dair delil ibraz etmediği, teklif edilen yeminin davacı tarafından eda edildiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının takibe konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine 01.06.2012 tarihinde davacının yaptığı 7.225 TL ödemenin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan istirdadına ve davalının %40 oranında kötüniyet tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacının dayandığı havale dekontunda herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak dava konusu senedin tanzim tarihi ile havale tarihi gözetildiğinde sözkonusu havalenin 3.000 TL’lik kısmının aynı miktardaki takip konusu senede karşılık yapıldığının kabulü gerekir. Bu itibarla yerel mahkeme kararının bu kısımla ilgili kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne varki davacı taraf senet bedeli dışında kalan havalenin 2.500 TL’lik kısmının davalıya borç amacıyla gönderildiğini iddia etmiştir. Kural olarak havale bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tediyesine yönelik olarak yapıldığının kabulü gerekir. Davacı bu karinenin aksini iddia ettiğine göre, banka dekontunda yer alan havalenin 2.500 TL’lik bölümünün borç amacıyla gönderildiğini yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin davacı tarafından eda edilen yeminin 2.500 TL’lik bölümle ilgili olarak icapsız olduğu da gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kambiyo senedine dayalı takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacı aleyhine yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapılmış ise de davalıya 21.07.2009 tarihli dekont ile gönderilen 5.500 TL’nin 3.000 TL’sinin takip konusu senede istinaden, kalan miktarının ise davalının talebi üzerine borç olarak verildiğini, ödenmiş senedin tekrar ödenmesinin davalı yönünden sebepsiz zenginleşmeye yolaçacağını, davalının bu durumu bilmesine rağmen senedi takibe koyduğunu belirterek icra takibinin dayanağı senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, bilahare icra dosyasına ödeme yapılması nedeniyle istirdat talebinde bulunmuştur.

Davalı vekili, davacının davalıdan 8.500 TL borç alarak, borcunun 5.500 TL’sini banka havalesi ile ödediği kalan kısmını ödemediğini, senede bağlı alacağın aksinin ancak yazılı delillerle kanıtlanabileceğini, senet dışındaki makbuz, tanık ve benzeri delilleri kabul etmediklerini, noter olan davalının davacıdan borç istemesinin düşünülemeyeceğini, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, 21.07.2009 tarihinde gönderilen havalenin içeriğinde ilgili senede karşı ödemeyi içerdiği hususunda açıklama bulunmadığı ancak davacının gönderdiği havaleyi kabul eden davalının havaleyi hangi borca karşılık kabul ettiği hususunu davacıya ihbar etmediği ve davacıdan takip konusu senede dayalı alacak dışında alacağının varlığı hususunda davacıdan senede dayalı alacağı dışında alacağı bulunduğuna dair delil ibraz edilmemesi ve davacının kendisine teklif edilen yemini eda etmesi karşısında; davacının havale yolu ile gönderdiği 5.500,00 TL’nin senede dayalı borcuna istinaden ödemeyi kapsadığının kabulü gerektiği ve takip dosyasında haciz tehdidi ile takibe konu alacağın ödenmiş olması nedeniyle yasa gereği davanın istirdat davasına dönüştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş; Mahkemece, havalenin senede karşılık olduğu kabul edilen 3.000-TL.lik kısmı dışındaki 2.500-TL yönünden davacının bir talebi bulunmadığı ve 2.500-TL.nin gönderilme sebebinin işbu davanın konusu olmadığı, bu davanın konusunun takip dosyasına konu senet bedelinin ödendiği iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat talebi olduğu gerekçesiyle, direnme kararı verilmiştir.

Uyuşmazlık; davacının menfi tespit ve istirdat talebine konu miktarın belirlenmesi ile varılacak sonuca göre somut uyuşmazlıkta ispat yükünün yöntemince belirlenip belirlenmediği ve davacı iddiasının kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)’nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:

“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.

Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.

Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.

Somut uyuşmazlığın incelenmesinde, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 15.12.2008 vade tarihli senede istinaden 3.000 TL asıl alacak ve 1.227 TL ticari faizi olmak üzere toplam 4.227 TL’nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.

Yapılan yargılama sonunda mahkemece davacının takip konusu 3.000 TL bedelli kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin hüküm, Özel Daire tarafından da isabetli bulunmakla; davacının takip konusu senetten dolayı borçlu bulunmadığı hususunda uyuşmazlık kalmamıştır.

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında İİK’nun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarının konusunu ancak ve sadece takibe konu miktarın teşkil etmesi nedeniyle; mahkemenin, davacı borclu hakkında yapılan icra takibinin konusu olmayan 2.500 TL’nin ödenip ödenmediği hususunun iş bu menfi tespit davasının konusu olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin hükümde direnmesi usul ve yasaya uygundur.

Bu nedenle direnme kararı onanmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı (370,00 TL) harcın temyiz edenden alınmasına, 19.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.